Türkiye, uzun yıllar boyunca bölgesinde oyun kurmakta zorlanan ancak aleyhinde kurulan oyunları bozabilen bir aktör olarak görüldü. Son yıllarda ise Türkiye sadece oyun bozan bir aktör değil aynı zamanda bölgesinde dengeleri değiştiren bir aktör olarak dile getirilmeye başlandı. Öncelikle bu tablonun ortaya çıkmasında Suriye iç savaşı, Libya’daki iç çatışmalar, Karabağ’ın özgürleştirilmesi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali süreçlerinde Türkiye’nin izlemiş olduğu dış politika etkili oldu. Elbette Türkiye’nin bu dış politikasında nevi şahsına münhasır yaklaşımı diğer aktörlerden ayrışan bir politika ortaya koymasını da beraberinde getirmiştir. Bu tablo da dünyada Türk dış politikasına ilginin artmasına neden olmuştur.

Türkiye’nin Beş Sacayaklı Cihan Siyaseti

Devletlerin dış politikaları sahip oldukları sosyal, siyasi, tarihi, coğrafi ve askeri potansiyel çerçevesinde şekillenir. Bu şekillenmeye diğer devletlerin de içinde bulunduğu uluslararası sistem bazı sınırlar çizer ve bunun sonucunda da dış politika ortaya çıkar. Yani bir bakıma dış politika devletlerin kendi iç özelliklerinin dıştaki uluslararası sistemle karşı karşıya gelmesi sonucu ortaya çıkar. Zaman zaman dünyadaki ideolojik akımlar ve yaklaşımlar devletlerin dış politikalarına etki ettiği gibi dini ve felsefi yaklaşımlar da dış politika yaklaşımlarına etki eder. Bu anlamda Türkiye’nin dış politikası, iç özellikler bakımından sosyal, siyasi, tarihi, coğrafi ve askeri kapasiteyi kapsayan bunun yanında toplumun ve devletin muhatap olduğu ideolojik, dini ve felsefi yaklaşımlarla örülü bir perspektifin uluslararası sistemle muhatap olması ve sınırlarını çizmesiyle şekillenmiştir.

Türkiye’nin Dünya Siyaseti Stratejisi’ni öncelikler ve belirli bir çerçeve çizerek tanımlamak gerekirse Türkiye tarihi ve coğrafi bakımdan iki temel kimlikten etkilenmiş bir devlettir. Bu iki temel kimlik Türk ve İslam kimliğidir. Bu iki kimliği Türkiye, tarihte Osmanlı Devleti’nin Avrupa ve Afrika tecrübeleriyle daha geniş bir coğrafyaya taşımıştır. Türk ve İslam kimliğinin Avrupa’daki yansıması ise Balkanlar olarak tezahür etmiştir. Dolayısıyla iki temel kimlik olan Türk ve İslam kimliğine yoğun etkileşim sağlanmış Balkanlar ve Afrika coğrafyası da eklenmelidir.[1] Böylece Türk dış politikası etki alanını daha da genişletme imkânı bulmuş olacaktır.

Bu coğrafyanın dışında Türkiye; kökenleri bakımından ve İslam’ın yayıldığı ve Türk dünyasının etkileşim içinde olduğu coğrafyalar gibi tecrübeler üzerinden dünyada uzak coğrafyalarda olsa da bazı devletlerle sıcak ve iyi ilişkiler kurmuş ve bu iyi ilişkileri sürdürebilmiştir. Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi ile yakınlaşan ilişkiler bunun örneklerinden biri olarak gösterilebilir. Türk Devletleri Teşkilatı’na Japonya’nın ilgisi bu anlamda göz ardı edilmemelidir. Diğer yandan İspanya’nın Endülüs bölgesiyle kesişen tarihi ortaklık ve son yıllarda Ukrayna, Etiyopya ve Venezuela ile gelişen ilişkiler bu devletleri, tarihte ve günümüzde genellikle iyi ilişkiler içinde olunan devletler olarak öne çıkarmaktadır. Asya’daki Müslüman ülkeler ve daha geniş bir kapsamda Türkiye ile kategorik olarak olumsuz bir ilişki ve rekabet içinde olmayan aktörlerle genişletilebilecek son halka ise Türkiye’nin Dünya Siyaset Stratejisi’ni en geniş çerçevede ele almak bakımından önemlidir.

Bu teorik çerçeve ve pratik uygulamalar bağlamında Türkiye’nin beş sacayaklı cihan siyaseti, Türk-İslam dünyası, Balkanlar, Afrika ve dünyada Türkiye ile iyi ilişkilere sahip rekabet ihtimali oldukça zayıf devletlerden oluşan bir çerçeve üzerinden şekillendirilirse Türk dış politikası dünyada etkisini en üst düzeye ve en geniş coğrafyaya taşıyabilecektir.

Gelecek Perspektifi

Türkiye’nin önümüzdeki süreçte dünya siyasetinde etkin bir aktör olabilmesi için farklı coğrafyalarda etkileşimini artırması ve bu coğrafyalarla ilişkisinde merkez ülke konumuna erişmesi gerekmektedir. Uluslararası sistemin temel belirleyicilerinden güçlü aktör olma, Türkiye için bu siyasi strateji ile mümkün olabilir. Türkiye mevcut uluslararası sistemin rekabet odaklı salt sert güce bağımlı yapılanmasına adeta meydan okumakta, barış ve istikrar odaklı yumuşak güç ve diplomasi merkezli bir yaklaşım ve dünyaya refah ve huzur getirme ülküsüyle hareket etmektedir.

Bu bakımdan bugün Ortadoğu ve dünyayı bir kriz ve savaş ortamına sürükleyen İsrail hem Türkiye’nin bölge ve dünya siyaseti karşısında büyük bir engel hem de bölge ve dünyanın barış ve istikrarı için büyük bir tehdittir. İsrail’in bölgedeki ve dünyadaki hedefleri, Türkiye’yi doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Bu nedenle İsrail’e karşı tavır almak Türkiye için bir tercih değil zorunluluktur. Türkiye’nin dünya siyaseti yaklaşımı tüm dünya için daha adil bir sistemi öngörmektedir. Bu nedenle İsrail saldırganlığına karşı tavır alabilen devletlerin, geleceğin dünyasında daha güçlü şekilde var olacağı muhtemeldir. Türkiye’nin dünya siyaseti açısından bu ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi de bir gerekliliktir. Bu bağlamda Türkiye, İsrail karşısında tavır alabilen ve kendi bölgesinde öne çıkan aktörlerle de ilişkilerini geliştirmelidir. İsrail karşısında tavır alabilen ülkeler olarak İspanya, İrlanda, Güney Afrika, Kolombiya, Bolivya, Brezilya, Malezya, Pakistan ve Endonezya ilk bakışta akla gelen örnekler olarak verilebilir.

Diğer yandan Polonya, Avrupa’nın geleceğinde öne çıkan ülke olmaya namzettir. Çünkü Polonya, AB’nin kendini hapsettiği sınırların dışına çıkan bir aktör olarak dikkat çekmektedir. Brexit süreci sonrası UKPOUK (United Kingdom-Polonya-Ukrayna) ittifakı içinde yer almış ve İngiltere ile yakın ilişkilerini sürdürmüştür. Benzer şekilde AB’nin Türkiye ile ilgili yaklaşımlarında Türkiye ile ilişkilerin önemine vurgu yapmakta ve Trump’ın pek çok Avrupalı liderle anlaşmazlık yaşadığı son dönemde ABD ile ilişkileri olumlu bir zeminde ilerletebilmektedir.

Türkiye tarih boyunca İran ile iyi ilişkiler içinde olmak istemiştir. Ancak iki ülkenin bölge politikalarında rekabet alanları belirdiği ve yoğunlaştığı için Türkiye, İran ile iyi ilişkiler içinde olmaya devam etmek ister ancak İran ile bir gelecek inşa edemez. Türkiye’nin inşa etmek istediği gelecek kurgusu İran için daima tehdit olarak algılanmış ve İran bu tehdit algısını bir kenara bırakarak Türkiye veya Osmanlı ile birlikte hareket edememiştir. Hasılı İran, Türkiye’nin gelecek kurgusunda var olmak istemeyeceği için İran ile dostluk ilişkileri sürmeli ancak İran ile ilişkilerin derinleşmesi hususunda daha fazla beklentiye girilmemelidir. Diğer bir ifadeyle Türkiye, İran ile devletler bazında işbirliğini sürdürecektir ancak ittifaklar bazında dünya için ortak bir gelecek vizyonu içinde olamamıştır ve bundan sonra da olması zordur. İsrail ile savaş içinde olan İran’ı yukarıda çizilen teorik çerçeveden ayıran sebepler bunlardır.

Ayrıca Türkiye’nin etkin ve güçlü bir dünya siyaseti izleyebilmesi için Batı medyasının odağı haline gelmesi yeterli değildir. Batı’nın ve dünyanın Türk medyasını ve Türkiye’nin perspektifini takip eder, inceler ve yorumlar hale gelmesi gerekir. Bu bakımdan yukarıda belirtilen öncelikler çerçevesinde Türkiye tüm dünyayı aynı anda benzer bir kapsamda okuyup değerlendirmeli ve politikalarını şekillendirebilmelidir. Türkiye dünyaya kendi perspektifini yansıtmalı ve dünyanın olağan şekilde Türk medyasını ve Türkiye’yi takip ettiği bir kapasiteye erişmelidir. Aksi durumda Türkiye son yıllarda elde ettiği uluslararası kazanımlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Tüm bu çerçeveden hareketle Uluslararası Siyaset ve Toplum Araştırmaları Derneği, Türkiye’nin dünya siyasetine, dış politikasına ve uluslararası ilişkilerine katkı sunabilecek proje ve içerikler üreterek bu perspektife katkı sunmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Bu kapsam dahilinde katkı sunmaya namzet gayretli ve ilgili akademisyen, öğrenci, yazar, araştırmacı ve gazeteciler bilgi, proje ve eser üretimiyle bu amaca destek verebilirler.

Dr. Mustafa ÖZTOP / USTADER Başkanı


[1] Mustafa Öztop, Türkiye’nin Güvenlik ve Barış Mimarisi, Yeni Şafak, 25 Temmuz 2022. https://www.yenisafak.com/dusunce-gunlugu/turkiyenin-guvenlik-ve-baris-mimarisi-3840284


USTADER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Popüler

USTADER sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin